9. YARGI PAKETİ’NİN TASLAĞI ORTAYA ÇIKTI: İKİNCİ DEFA TEKERRÜR HALİNDE KOŞULLU SALIVERİLME GELİYOR
İşte 9. Yargı Paketi: Kadınların bekarlık soyadlarını tek başına kullanamaması ve “etki ajanlığı” düzenlemesi de taslakta
ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı 9. Yargı Paketi taslağı, Türkiye’de ceza ve medeni hukuk alanında önemli değişiklikler öngörüyor. 38 maddeden oluşan bu taslak, özellikle tekrar eden suçlar için koşullu salıverme, noterlerin çalışma saatleri, idari yargılama usulü, Cumhuriyet Başsavcıvekili atanması, hakaret suçlarının düzenlenmesi ve eğitim imkanlarının genişletilmesi gibi konuları kapsamaktadır. Bu makalede, 9. Yargı Paketi’nin getirdiği yenilikler ve bu yeniliklerin hukuki ve toplumsal etkileri detaylı bir şekilde incelenecektir.
Tekrar Eden Suçlar İçin Koşullu Salıverme
Taslakta, tekrar eden suçlar (mükerrir suçlar) için koşullu salıverme düzenlemesi getirilmektedir. Buna göre, ikinci defa tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olanlar, belirli koşulları sağladıklarında koşullu salıverilmeden yararlanabilecektir. Bu düzenleme, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuz dokuz yılını, müebbet hapis cezasının otuz üç yılını, birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuz iki yılını ve süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak tamamlayan hükümlüler için geçerlidir.
Düzenlemenin Gerekçesi ve Detayları
Dünyanın birçok ülkesinde, hükümlülerin hapis cezalarının bir kısmı ceza infaz kurumlarında, kalan kısmı ise topluma uyum sağlamaları amacıyla ceza infaz kurumları dışında infaz edilmektedir. Koşullu salıverilme, ceza ve infaz politikalarına göre farklı koşul ve sürelerle uygulanmaktadır. Örneğin, İngiltere, Finlandiya, İtalya ve Polonya’da hapis cezalarının yarısı ceza infaz kurumlarında infaz edilirken, Belçika’da bu oran üçte bire kadar düşmektedir.
Türkiye’de ise hapis cezalarının yarısı, bazı suçlar bakımından üçte ikisi veya dörtte üçü ceza infaz kurumunda infaz edilmektedir. Ancak, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlüler cezasının tamamını ceza infaz kurumunda infaz etmekte ve koşullu salıverilmemektedir. Bu durum, adaletsiz sonuçlara yol açtığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.
Yeni düzenlemeyle, ikinci defa tekerrür halinde koşullu salıverilme süresinin hesaplanması bakımından ikinci fıkra hükümleri dikkate alınmayacaktır. Hükümlülerin dış dünyaya uyum sağlamaları ve rehabilitasyon sürecine katılmaları amacıyla koşullu salıverilmelerine imkan tanınmaktadır. Bu değişiklikle, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuz dokuz yılı, müebbet hapis cezasının otuz üç yılı, birden fazla süreli hapis cezasına mahkumiyet halinde en fazla otuz iki yılı ve süreli hapis cezasının dörtte üçünü infaz kurumunda iyi halli olarak infaz eden hükümlüler koşullu salıverilmeden yararlanabilecektir.
Noterlerin Çalışma Saatleri
Taslağın 3’üncü maddesi, 1512 Sayılı Noterlik Kanunu’nun 52’nci maddesini yeniden düzenlemektedir. Buna göre, noterlerin tatil gün ve saatlerindeki çalışma usul ve esasları Türkiye Noterler Birliği’nin mütalaası ve Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecektir.
Düzenlemenin Gerekçesi
Noterlik hizmetlerinin düzenli ve etkili bir şekilde yürütülmesi amacıyla, çalışma saatleri ve tatil günlerindeki düzenlemelerin belirli kurallar çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Bu düzenleme, noterlik hizmetlerinin daha erişilebilir ve esnek olmasını sağlayarak, vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki Değişiklikler
Taslakta, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda önemli değişiklikler öngörülmektedir. 10’uncu maddede, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulamayacak olan dava miktarı 5 bin TL’den 31 bin TL’ye çıkarılmaktadır. 11’inci maddede ise temyiz edilebilecek dava miktarı 100 bin TL’den 920 bin TL’ye yükseltilmektedir.
Düzenlemenin Gerekçesi
Bu düzenlemeler, idari yargıdaki dava yükünü azaltmayı ve yargı süreçlerini hızlandırmayı amaçlamaktadır. Mahkemelerin iş yükünün hafifletilmesi ve daha hızlı kararlar alınabilmesi için dava miktarlarında yapılan bu değişiklikler, adaletin daha etkin bir şekilde sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Ayrıca, 920 bin TL’nin altında olan davalarda istinaf yoluna başvurulabilecek ve bu miktarın altında kalan davalar için temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
Cumhuriyet Başsavcıvekili Düzenlemesi
Taslağın 17’nci maddesi, 5235 Sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunu’nun 30’uncu maddesini yeniden düzenlemektedir. Buna göre, bölge adliye mahkemelerinde Cumhuriyet başsavcıvekili atanması yönünde değişiklik yapılmaktadır.
Düzenlemenin Gerekçesi
Mevcut durumda, bölge adliye mahkemelerinde Cumhuriyet savcılarından en kıdemlisi başsavcıvekilliği görevini yerine getirmektedir. Ancak, bu durum emeklilik ve atama gibi nedenlerle başsavcıvekillerinin sürekli değişmesine yol açmaktadır. Bu sakıncanın önüne geçilmesi amacıyla, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcıvekilinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından atanması yönünde değişiklik yapılmaktadır. Ayrıca, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanabileceği kabul edilmektedir.
Hukuk Daireleri İş Bölümü İncelemesi
Taslakta, 5235 Sayılı Kanun’a 35/A maddesi eklenmektedir. Bu madde, istinaf kanun yolunda hukuk daireleri arasındaki iş bölümü uyuşmazlıklarının hızlı bir şekilde giderilmesini amaçlamaktadır.
Düzenlemenin Gerekçesi ve Detayları
İstinaf incelemesi için dosya kendisine gönderilen ilgili hukuk dairesi, bir ay içinde yapacağı ön inceleme sonucunda iş bölümü bakımından kendisini görevli görmezse, gerekçesiyle birlikte dosyayı görevli olduğunu değerlendirdiği ilgili hukuk dairesine gönderecektir. İkinci fıkraya göre, dosya kendisine gelen hukuk dairesi iki hafta içinde yapacağı ön inceleme sonucunda görevli olmadığı kanaatine varırsa, dosyayı hukuk daireleri başkanlar kuruluna gönderecektir. Kurul tarafından yapılan ön inceleme sonunda verilen iş bölümüne ilişkin karar kesin olacaktır.
Hakaret Suçu Düzenlemesi
Taslakta, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, hakaret suçu bakımında şikayet süresi her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemeyecektir. Mevcut kanunda bu süre altı ay olarak belirlenmiştir.
5237 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin altıncı fıkrasında da bir düzenleme yapılıyor. Buna göre düzenlemeyle, Türk Ceza Kanununun 125’inci maddesinin ikinci fıkrasında, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bendinde ve dördüncü fıkrasında düzenlenen hakaret suçu, önödeme kapsamına alınmakta ve kurumun kapsamı genişletilmektedir. Buna göre, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle hakaret suçunun işlenmesi halinde Kanunun 75 inci maddesine göre önödeme hükümleri uygulanacaktır. Aynı şekilde, Kanunun 125 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hakaret suçunun aynı maddenin üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bendi kapsamında ve/veya alenen işlenmesi halinde de önödeme hükümleri tatbik edilecektir. Bu suçun beş yıl içinde yeniden işlenmesi halinde altıncı fıkra uyarınca önödeme hükümleri uygulanmayacak ve fail hakkında kamu davası açılacak. Ayrıca 125’inci maddenin birinci fıkrasındaki hakaret suçunda önödeme hükümleri uygulanmayacağı kaydedilirken “Dolayısıyla bu suçun üçüncü fıkranın (b) ve (c) bendi kapsamında ve/veya alenen işlenmesi halinde de önödeme yoluna gidilmeyecek ve uzlaştırma hükümleri uygulanacaktır.” denildi.
Düzenlemenin Gerekçesi ve Detayları
Hakaret suçunun mağdurlarını korumak ve adaletin sağlanması amacıyla, şikayet süresinin uzatılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. İki yıllık süre, mağdurların haklarını daha etkin bir şekilde savunabilmelerine imkan tanıyacaktır.
Uzlaşma Detayı
Taslakta, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254’üncü maddesi de düzenlenmektedir. Buna göre, uzlaşma gerçekleştiğinde, sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde davanın düşmesine karar verilecektir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde durma kararı verilecektir. Durma süresince zamanaşımı işlemeyecektir.
Düzenlemenin Gerekçesi ve Detayları
Uzlaşma müessesesi, ceza yargılamasında önemli bir alternatif çözüm yolu olarak kabul edilmektedir. Bu düzenleme, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesi için gerekli sürenin tanınmasını ve sanıklar için daha adil sonuçların elde edilmesini amaçlamaktadır.
Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan İyi Halli Hükümlülere Eğitim İmkanı
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 76’ncı maddesi, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan iyi halli hükümlülerin de örgün öğretim programlarından yararlanabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmektedir.
Söz konusu maddeye eklenenler şunları:
MADDE 76- (1) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin tüm öğretim türlerinden; diğer ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ise kurum içinde verilebilen yaygın, dışarıdan ve açık öğretim programlarından yararlanmaları sağlanır.
(2) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunan iyi hâlli hükümlüler, kurum içinde açılan örgün öğretim programlarına kurum disiplin, düzen ve güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde, kurumsal kapasite ve imkânların uygunluğu ölçüsünde devam edebilir. Yaş, eğitim düzeyi, engellilik durumu, sosyal ve ekonomik durum ile benzeri ölçütlere göre ihtiyacı olan hükümlülere öncelik verilir.
(3) Kayıtlı olduğu eğitim kurumlarının ilgili mevzuatına göre gerekli şartları taşıyan ve kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin sınavları, kişi ve kurum güvenliği ile kurum disiplin ve düzeninin bozulmasını önleyici tedbirler alınarak aşağıda belirtilen usule göre ceza infaz kurumu içinde yapılır:
a) Kayıtlı oldukları ortaöğretim, ön lisans, lisans ve benzeri öğretim programları kapsamındaki sınavlar ile mesleki yeterlilik gibi yazılı veya sözlü sınavlar, ilgili kurum ile koordinasyon sağlanarak öncelikle çevrim içi, bunun mümkün olmaması halinde ise ilgili eğitim kurumu görevlisinin gözetiminde yüz yüze yapılır.
b) Hükümlüler, merkezi sınavlar ile açık öğretim kurumları sınavlarına, sınav merkezi olarak belirlenen ceza infaz kurumlarında katılır.
(4) Kurum ve kuruluşlar ile üniversiteler, sınavlara ilişkin olarak üçüncü fıkrada belirtilen konularda gerekli düzenlemeleri yapmak ve tedbirleri almakla yükümlüdür.
(5) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde bulunan hükümlülerin öğretimden yararlanması veya sınavlara katılması, hükümlünün; başarısız olması, devamsızlık göstermesi, eğitim ve sınav alanlarında bu Kanunda yazılı disiplin cezasını gerektiren eylemlerden birini gerçekleştirmesi veya öğretim programının ceza infaz kurumunun işleyişine yer ve zaman itibarıyla uygun olmaması halleri dışında engellenemez.
(6) Bu maddenin uygulanmasına ve sınavlara ilişkin usul ve esaslar Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Düzenlemenin Gerekçesi ve Detayları
Bu düzenleme, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin eğitim imkanlarına erişimini artırmayı amaçlamaktadır. Eğitim, hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması ve rehabilitasyon süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, eğitim imkanlarının genişletilmesi hükümlülerin topluma uyum sağlamalarını kolaylaştıracaktır.
Sonuç ve Değerlendirme
9. Yargı Paketi taslağı, Türkiye’de ceza ve medeni hukuk alanında önemli değişiklikler öngörmektedir. Bu düzenlemeler, yargı süreçlerinin daha etkin ve adil bir şekilde yürütülmesini, hükümlülerin rehabilitasyonunu ve topluma uyum sağlamalarını amaçlamaktadır. Ancak, bu düzenlemelerin uygulamaya geçmesi ve sonuçlarının izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Hukuk sisteminde yapılan bu tür reformlar, toplumun farklı kesimlerinde farklı tepkiler yaratabilir. Bu nedenle, yeni düzenlemelerin etkilerinin yakından takip edilmesi ve gerektiğinde revize edilmesi önem arz etmektedir.
Bu makale, 9. Yargı Paketi taslağının getirdiği yenilikleri ve bu yeniliklerin hukuki ve toplumsal etkilerini detaylı bir şekilde inceleyerek, kamuoyunun bilgilendirilmesini amaçlamaktadır. Hukuki reformlar ve düzenlemeler, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermek ve adaletin sağlanması amacıyla yapılmaktadır. Bu süreçte, toplumun tüm kesimlerinin görüş ve önerilerinin dikkate alınması, daha adil ve etkili bir hukuk sisteminin oluşturulmasına katkıda bulunacaktır.