Bir Başkasının Telefon Numarasını İzinsiz Vermek Suç mu? Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi Suçu ve TCK 136 Kapsamında Cezai Sorumluluk
KİŞİSEL VERİLERİN İZİNSİZ BİR ŞEKİLDE PAYLAŞILMASI HUKUKA AYKIRIDIR. KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE GİZLİLİĞİ KONUSUNDA HER ZAMAN DİKKATLİ OLUNMALIDIR.
Günümüzde kişisel verilerin korunması, hem bireylerin özel hayatının gizliliği hem de temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması bakımından büyük önem arz eden bir konudur. Bu kapsamda, kişisel verilerin korunması hususu hukuki düzenlemelerle sistematik bir biçimde ele alınmıştır. Türk hukuk sisteminde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda kişisel verilere ilişkin fiiller ceza normları çerçevesinde bağımsız suç tipleri olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiilleri, Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmış ve cezai yaptırıma bağlanmıştır
Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi uyarınca, “Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır. Anılan madde, kişisel verilerin hukuka uygun şekilde kaydedilmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bu verilerin hukuka aykırı biçimde üçüncü kişilere verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiillerini bağımsız bir suç tipi olarak tanımlamaktadır.
Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç tipi niteliğindedir. Buna göre, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde bir başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi fiillerinden herhangi birinin gerçekleşmesi, suçun oluşumu için yeterlidir. Başka bir deyişle, bu üç hareketten biri dahi işlendiğinde, Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesi kapsamında suç tamamlanmış sayılacaktır.
Bu durum, kişisel verilerin korunması ve gizliliğinin ne denli hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Kişisel verilerin izinsiz biçimde paylaşılması hukuka aykırı bir fiil olup, ciddi hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle, kişisel verilerin korunması ve gizliliği hususunda azami dikkat ve özen gösterilmesi gerekmektedir. Kişisel verilerin korunması, yalnızca bireylerin özel hayatın gizliliği hakkını güvence altına almakla kalmaz; aynı zamanda toplumun genel güvenliğinin ve kamu düzeninin korunmasına da hizmet eder
Konu bağlamında, bir dava dosyamızda Türk Ceza Kanununun 136. maddesi kapsamında bir hüküm tesis edilmiştir. Anılan karara göre, bir esnafın müşterisine ait telefon numarasını, aralarında husumet bulunan bir kişiye vermesi eylemi yasaya aykırı bulunmuş ve mahkeme tarafından sanığın bu suçu işlediğine hükmedilmiştir. Dolayısıyla, katılana ait cep telefonu numarasını onun bilgisi ve rızası dışında tanığa vermesi şeklindeki eyleminin, TCK’nın 136/1. maddesinde düzenlenen “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu oluşturduğuna karar verilmiştir. Söz konusu karar, Yargıtay Ceza Dairesince de onanarak kesinleşmiştir.
Bu olay, kişisel verilerin korunması ve gizliliği konusunda gösterilmesi gereken özenin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Kişisel verilerin izinsiz biçimde paylaşılması, hukuka aykırı bir davranış olup, ağır cezai sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, kişisel verilerin korunması ve gizliliği hususunda her zaman dikkatli ve duyarlı olunması büyük önem taşımaktadır.